[sf.] 1. Biraz geniş:(Birkaç hafta sonra Paris'ten genişçe bir zarf almıştım, içinden büyücek bir fotoğraf çıkmıştı. -)A. Ağaoğlu. 2. [zf.] Uzun uzun:(Buluştuk, görüştük, daha da genişçe konuşmak için beni evine, akşam yemeğine götürdü. -)M. Ş. Esendal. 3. [zf.] Bol bol.